Uyku apnesi, uyku sırasında solunumun tekrarlayan şekilde durmasıyla seyreden ciddi bir hastalıktır. Solunum duraklamaları birkaç saniye ile bir dakika arasında sürebilmektedir. Bu sırada kandaki oksijen seviyesi düşmektedir ve beyin alarm tepkisi vermektedir. Kişi çoğu zaman tam uyanmadığını düşünmektedir ancak uyku bütünlüğü bozulmaktadır.
Ciddi horlama yaşayan bireylerde sıklıkla uyku apnesi problemi bulunmaktadır. Ancak her horlayan kişide apne görülmemektedir. Yine de düzensiz ve nefes kesilmesiyle birlikte olan horlama önem taşımaktadır. Çünkü uyku apnesi yalnızca solunumu değil, tüm vücut sistemlerini etkilemektedir. Uyku apnesi sadece akciğerleri ve nefes almayı ilgilendiren bir tablo değildir. Aksine kalp, beyin, damar sistemi ve metabolizma üzerinde güçlü etkiler oluşturmaktadır. Bu nedenle erken tanı ve doğru tedavi hayati önem taşımaktadır.
Uyku Apnesi Türleri Nelerdir?
Obstrüktif Uyku Apnesi
Obstrüktif uyku apnesi en sık görülen formdur. Bu tabloda üst solunum yolu uyku sırasında daralmaktadır. Dil kökü ve yumuşak damak geriye doğru kaymaktadır. Hava yolu geçici olarak kapanmaktadır ve solunum akışı kesilmektedir. Kişi nefes almaya çalışmaktadır ancak hava geçişi sağlanamamaktadır. Bu durum şiddetli horlama ve ani nefes kesilmesiyle fark edilmektedir. Obezite, kalın boyun çevresi ve anatomik darlık riski artırmaktadır. Erkeklerde ve ileri yaş grubunda daha sık görülmektedir.
Santral Uyku Apnesi
Santral uyku apnesinde sorun hava yolunda değildir. Beyindeki solunum merkezi yeterli uyarı göndermemektedir. Bu nedenle solunum çabası da geçici olarak durmaktadır. Kalp yetmezliği olan bireylerde santral apne daha sık görülebilmektedir. Ayrıca nörolojik hastalıklar da riski artırabilmektedir.
Uyku Apnesi ve Felç Riski
Uyku apnesi felç riskini 2 ila 4 kat artırmaktadır. Çünkü tekrarlayan oksijen düşüşleri damar duvarında hasar oluşturmaktadır. Bu süreç damar sertliğini hızlandırmaktadır. Ayrıca ani tansiyon yükselmeleri damar yapısını zorlamaktadır. Gece boyunca dalgalanan kan basıncı beyin damarlarını etkilemektedir. Bu nedenle kontrolsüz uyku apnesi inme riskini belirgin artırmaktadır. Erken tanı alan ve tedavi edilen hastalarda bu risk azalmaktadır. Bu nedenle özellikle yüksek riskli bireyler değerlendirilmelidir.
Uyku Apnesi ve Erken Ölüm Riski
Uyku apnesi erken ölüm riskini yaklaşık 4 kat artırmaktadır. Çünkü sürekli oksijen düşüşü kalp ve damar sistemini zorlamaktadır. Gece boyunca tekrar eden stres yanıtı kalp yükünü artırmaktadır. Bu durum uzun vadede kalp fonksiyonlarını zayıflatmaktadır. Ayrıca ritim bozuklukları gelişebilmektedir. Tedavi edilmeyen ağır apne vakalarında kardiyovasküler mortalite artmaktadır. Bu nedenle hastalık basit bir horlama problemi olarak görülmemelidir.
Uyku Apnesi ve Kalp Yetmezliği
Uyku apnesi kalp yetmezliği riskini 2.5 kat artırmaktadır. Oksijen düşüşü kalp kası üzerinde baskı oluşturmaktadır. Her apne atağında kalp daha hızlı çalışmaktadır. Bu durum zamanla kalp kasının yorulmasına neden olmaktadır. Ayrıca gece boyunca artan basınç değişiklikleri kalp duvarını etkilemektedir. Mevcut kalp yetmezliği olan bireylerde apne tabloyu ağırlaştırabilmektedir. Bu nedenle kardiyoloji ve uyku uzmanı birlikte değerlendirme yapmalıdır.
Uyku Apnesi ve Kalp Krizi
Uyku apnesi kalp krizi riskini yaklaşık 2 kat artırmaktadır. Çünkü oksijen düşüşü damar iç yüzeyinde hasar oluşturmaktadır Gece saatlerinde artan stres hormonu düzeyi damar büzüşmesini tetiklemektedir. Bu durum plak yırtılmasını kolaylaştırabilmektedir. Özellikle sabah saatlerinde kalp krizi sıklığının artması bu mekanizmayla ilişkilendirilmektedir. Apne tedavisi kardiyak riskleri azaltabilmektedir.
Uyku Apnesi ve Hipertansiyon
Uyku apnesi hipertansiyon riskini 2 ila 3 kat artırmaktadır. Gece boyunca tekrarlayan oksijen düşüşleri sempatik sistemi aktive etmektedir. Bu aktivasyon damar direncini yükseltmektedir ve kalp hızını artırmaktadır. Zamanla kalıcı tansiyon yüksekliği gelişmektedir. Dirençli hipertansiyonu olan hastalarda sıklıkla uyku apnesi bulunmaktadır. Bu nedenle kontrol altına alınamayan tansiyon vakalarında apne araştırılmalıdır.
Uyku Apnesi ve Trafik Kazası Riski
Uyku apnesi trafik kazası riskini 2 ila 7 kat artırmaktadır. Çünkü uyku bölünmesi gündüz aşırı uyku hali oluşturmaktadır. Kişi direksiyon başında dikkat kaybı yaşayabilmektedir. Ani uyku atakları tehlikeli sonuçlar doğurabilmektedir. Bu nedenle özellikle profesyonel sürücüler mutlaka değerlendirilmelidir. Tedavi edilen hastalarda dikkat düzeyi artmaktadır.
Uyku Apnesi ve Depresyon
Uyku apnesi olan bireylerde depresyon riski yüzde 20 ile 40 arasında artmaktadır. Kalite bozulduğunda ruh hali olumsuz etkilenmektedir. Sürekli yorgunluk ve konsantrasyon zorluğu yaşam kalitesini düşürmektedir. Ayrıca sosyal ilişkiler zarar görebilmektedir. Apne tedavisi sonrası birçok hastada ruh hali iyileşmektedir. Bu durum uyku bütünlüğünün önemini göstermektedir.
Uyku Apnesi ve Diyabet
Uyku apnesi diyabet riskini yüzde 40 ila 60 oranında artırmaktadır. Çünkü oksijen düşüşü insülin direncini artırmaktadır. Gece boyunca yükselen stres hormonları kan şekerini etkilemektedir. Bu durum metabolik dengeyi bozmaktadır. Tip 2 diyabetli hastalarda apne daha sık görülmektedir. Bu iki durum birbirini olumsuz etkileyebilmektedir.
Uyku Apnesi Belirtileri Nelerdir?
Yüksek sesli ve düzensiz horlama en sık görülen belirtidir. Nefes durması genellikle eş tarafından fark edilmektedir. Sabah baş ağrısı ve ağız kuruluğu sık görülmektedir. Gün içinde uyku hali ve dikkat azalması yaşanmaktadır. Gece sık idrara çıkma ve çarpıntı da görülebilmektedir. Bu belirtiler varsa mutlaka değerlendirme yapılmalıdır.
Uyku Apnesi Tanısı Nasıl Konur?
Tanı için uyku testi uygulanmaktadır. Polisomnografi adı verilen testte gece boyunca solunum izlenmektedir. Oksijen düzeyi, kalp ritmi ve beyin dalgaları kaydedilmektedir. Apne sayısı ve süresi hesaplanmaktadır. Bu veriler hastalığın şiddetini belirlemektedir. Ardından uygun tedavi planı oluşturulmaktadır.
Uyku Apnesi Tedavisi Nasıl Yapılır?
En etkili tedavi yöntemlerinden biri CPAP cihazıdır. Bu cihaz uyku sırasında hava yolu basıncını korumaktadır. Ağız içi aparatlar hafif vakalarda tercih edilebilmektedir. Ayrıca kilo kontrolü büyük önem taşımaktadır. Bazı anatomik durumlarda cerrahi seçenekler değerlendirilmektedir. Tedavi planı kişiye özel belirlenmektedir.
Sık Sorulan Sorular
Uyku apnesi tedavi edilmezse ne olur?
Tedavi edilmezse kalp, beyin ve damar riski artmaktadır. Ayrıca yaşam kalitesi belirgin şekilde düşmektedir.
Horlama her zaman uyku apnesi anlamına gelir mi?
Her horlama apne değildir ancak dikkatle değerlendirilmelidir. Nefes kesilmesi varsa risk artmaktadır.
Zayıf kişilerde uyku apnesi görülür mü?
Evet zayıf bireylerde de görülebilmektedir. Ancak obezite riski belirgin artırmaktadır.
Uyku apnesi gençlerde görülür mü?
Gençlerde de görülebilmektedir özellikle anatomik darlık varsa. Ancak orta yaşta daha sık rastlanmaktadır.
CPAP cihazı ömür boyu kullanılır mı?
Bu durum hastalığın şiddetine göre değişmektedir. Bazı hastalarda uzun süreli kullanım gerekmektedir.
Sonuç
Uyku apnesi basit bir horlama problemi değildir ve çok sistemli bir hastalıktır. Felç, kalp krizi, kalp yetmezliği ve hipertansiyon riskini belirgin artırmaktadır. Ayrıca diyabet, depresyon ve trafik kazası riskini de yükseltmektedir. Bu nedenle ciddi horlama yaşayan bireyler vakit kaybetmeden değerlendirilmelidir. Erken tanı ve doğru tedavi hem yaşam süresini hem yaşam kalitesini artırmaktadır. Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır. Teşhis ve tedavi için mutlaka doktorunuza danışınız. Dilerseniz diğer blog içeriklerimizi de okuyun.
